Fidye nedir?

Takatsizliği ve güçsüzlüğü her geçen gün artarak devam eden ve artık düzelmesi ihtimali olmayan düşkün ihtiyarlar ve şifasız hastalar, farz ve vacib olan oruç borçlarına mukabil, her oruç günü için verilen bedele fidye denir.

Bir fidye - ayet-i kerimede de belirtildiği gibi - bir fakiri tam bir gün doyurmaktır. Bir günde ise iki öğün vardır. Fidyeler, yalnız bir fakire verilebileceği gibi, birden fazla fakirlere de verilebilir. Ramazan içinde verilebileceği gibi, evvelinde veya sonunda da verilebilir.

Fakirleri sabah - akşam günde iki öğün doyurmak suretiyle olabileceği gibi, öğünlerin parasını vermek suretiyle de olabilir. Para toptan da verilebilir, her gün ayrı ayrı da... Oruç tutma gücünde olmayan kimse, fidye verebilecek kadar zengin de değilse, yapacağı iş, Allah'tan af ve mağfiret dilemektir. Fidye vermek mecburiyeti, onun üzerinden kalkmıştır..

Fidye, bir fıkıh terimi olarak, esaretten kurtulmak için ödenen bedeli veya bazı ibadetlerin eda edilmemesi ya da edası sırasında birtakım kusurların işlenmesi halinde ödenen dini-mali yükümlülüğü ifade eder. Fidye kelimesi Kur'an-ı Kerim'de, iki ayette terim manasında (Bakara, 2/184, 196) ve bir ayette de sözlük anlamında (Hadid, 57/15) geçmektedir.

Esaretten kurtulmak için ödenen fidyeye kurtuluş fidyesi denir. Savaş esnasında ele geçirilen esirler, düşmanın Müslüman esirlere yaptığı muameleye, hal ve şartlara göre, fidye karşılığı salıverilebilir. Hz. Peygamber, Bedir'de esir almış olduğu müşrikleri fidye karşılığı serbest bırakmış, parası olmayanları da, on Müslüman'a okuma-yazma öğretmesi mukabilinde serbest bırakılacağını ilan etmiştir.

İbadetlerle ilgili fidye ise, oruç ve hacda söz konusu olmaktadır. İhtiyarlık ve şifa ümidi olmayan bir hastalık sebebiyle oruç tutamayan kimse, daha sonra kaza etmesi mümkün olmadığından her gününe karşılık bir fidye öder. Bu durumdaki bir kimsenin fidye ödemesi vaciptir. Kur'an-ı Kerim'de, "Oruç tutmaya güç yetiremeyenler, bir fakir doyumu kadar fidye öder." (Bakara, 2/184) buyurulmaktadır.

Bu ayetten hareketle fidye miktarının, bir kişiyi bir gün için doyuracak yiyecek olarak anlaşılmıştır. Hac ve umre için ihrama giren kişilere bazı hususlar yasaklanmıştır. Bu fiillerden birini işleyen kimsenin keffaret ödemesi gerekir. Bu Kur'an-ı Kerim'de fidye olarak isimlendirilmektedir (Bakara, 2/196). Hastalık veya başka bir sebeple ihram yasaklarından birini çiğnemek zorunda kalan kimse, fidye olarak üç gün oruç tutma veya altı fakiri doyurma ya da kurban kesme hususunda muhayyerdir.

Bu yasakları kasten çiğneyen kimse ise, işlediği cinayetin türü ve şiddetine göre, kurban keser veya sadaka verir. Fidye olarak kesilen kurbanlar Harem bölgesinde kesilmesi gerekir. Oruç tutma ve fakir doyurma ise, her yerde olabilir. Bütün fakihlere göre, kasten çiğnenen bir ihram yasağı için fidye ödemenin yanında ayrıca işlediği günahtan dolayı tövbe etmesi gerekir.

Sözlükte "fidye" ne demek?

1. Tutsak ya da rehin olan kişinin kurtulması için istenen para ya da şey, kurtulmalık.

Fidye kelimesinin ingilizcesi

n. ransom
Köken: Arapça

Fidye ne demek? (Ekonomi)

(Ransom) Eskiden bir geminin düşman ülkelerin veya deniz haydutlarının eline geçmesi durumunda, gemiyi, yükü, insanları kurtarmak için verilen para veya değerli şeylere denirdi. Bugün, teröristlerin kaçırdıkları bir kimseyi serbest bırakma karşılığında istedikleri para için kullanılıyor. Buna "kurtarma parası" da denebilir.

Son eklenenler

ıvs

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç